-

Imagine Cup 2012 Avustralya-1

Imagine Cup 2012 Software Design kategorisinde Türkiye’de birinci olarak Repharm projemiz ile Avustralya’da dünya finallerine katıldık.Bu seneki dünya finalleri Avustralya’nın Sidney şehrinde  6-10 Temmuz tarihlerinde 75 farklı ülkeden, 72 si Software Design kategorisi olmak üzere 106 takımın katılımı ile gerçekleşti.

Türkiye finallerinde 1. Olduktan sonra, sorumluluğumuz daha da artmıştı. Artık Türkiye’yi temsilen yarışacaktık, bu yüzden elimizden gelenin en iyisini yapmalıydık. Türkiye finaline kadar  geçen süreçte projemizin kapsamı ilaçlardı, sistemimiz ilaç geri dönüşümünü destekliyordu. Aslında biz bir geri dönüşüm olayı gerçekleştiriyorduk, dedik ki madem biz geri dönüşüm yapabiliyoruz o zaman aslında biz her şeyin geri dönüşümünü yapabiliriz diye bir fikir oluştu. Bu düşünce de Repharm Projesi için bir dönüm noktası oldu. Bundan sonra her şey tamamen değişti, projeyi yeniden yapmak zorunda kaldık. Artık statik bir yapı değil de generic bir yapıya ihtiyacımız vardı. İstediğimiz her şeyi geri dönüştüyor olmamız gerekiyordu. En başta veri tabanımız değişti, veri tabanı generic bir yapıya kavuştu. Tabi bizim generic yapıyı nasıl oluşturabileceğimize dair hiçbir fikrimiz yoktu, bu noktada proje mentörümüz Nihat Adar Hocamızın engin bilgilerinden faydalanmış olduk. Vahap, Nihat Hocamız ile çalışarak, veri tabanı mimarisini oluşturdu. Tabi web ve mobil uygulamalar da komple  değişmiş oldu. Windows Phone7 uygulamasını da ben geliştiriyordum. Uygulama kendi konumumuza en yakın ilaç toplama birimlerini veriyordu. Mobil uygulamayı da yeni veri tabanına uyarladım ve farklı modüller de ekledim. İlaç(ya da diğer geri dönüştürülen bütün nesnelerin) arama modülü ekledim, aranan ilacın hangi birimde kaç tane olduğunu, birim ile ilgili ayrıntılı bilgi alma gibi modülleri de ekledim. Beni en çok zorlayan kısım ise karekod okuma ile iligli kısım oldu. Windows Phone7 ile karekod okuma ile ilgili çok kaynak bulamadım, Microsoft Tag teknolojisi ile yapmaya çalıştım fakat henüz onun için bir kütüphane gelişmemişti. Uzun bir süre araştırdım, bir çok insana sordum. Son olarak açık kaynak kütüphaneler ile karekodu okutabilmeyi başardım. Karekodu okuduğu gün yaşadığım mutluluğu tarif edememJDemoları da Nokia’nın bize verdiği telefon üzerinde yapıyordum. Microsoft,bizim ile Bilge Adam arasında iletişim kurdu. Windows Azure ve Windows Phone7 konularında BilgeAdamdan yardım  ve eğitim aldık. Windows Phone7 uygulamasını geliştirirken Bilge Adam Ankara şubesinden Mahmut Can Sözeri hocamızdan yardım aldım. Kendisine yardımlarından dolayı şahsım ve ekibim adına tekrar teşekkür ediyorum. Böylece mobil uygulamayı tamamlamış oldum. Bu arada mobil uygulamanın tasarımı konusunda MSP arkadaşlarımdan Fevzi Yılmaz yardım aldım.Tabi son zamanlara kadar da uygulama ile uğraşıyor durumdaydım,Nihat Hocaya her yaptığımı gösterdiğimde yeni bir şey daha ekleniyorsuJ. Phone uygulamsında yaptığım ,haritada birim bulma, olaylarının aynısını bir de web uygulamamız için Silverlight ile yaptım.

Projedeki bir başka rolüm de Windows Azure konusu oldu. Daha önce Azure ile ilgili hiç tecrübem olmamıştı.Bir süre kendim uğraştım,Daron Yöndemin makalelerinden kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalıştım ama işin içinden çıkamadım :)Yine Bilge Adam’dan İbrahim Atay hocamızdan Windows Azure konusunda eğitim aldık.

Projemizi Azure platformuna deploy etmemiz gerekiyordu.Bir de phone uygulamasını fiziksel telefonda çalıştırabilmemiz için servislerinin de webde tutulması gerekiyordu.Bunu da servisleri Azure’ye yükleyerek halletmiş oldum. Son güne kadar da Azure deploy etme ile ilgili sorunlar yaşadım :)Stresten karnıma kıramplar giriyordu, olmayacak sunumda bir yerde patlayacak diye çok korkuyordum. Bu konuda Microsoft Türkiye’den hocalarımızdan da sürekli yardım alıyordum, sorunlarımızı çözmeye çalışıyorduk. Azure’ye yüklemek de yetmedi tabi, Azure kendisi bir domain adresi veriyordu,ama bizim istediğimiz  “repharm.org” olması idi. Domain adını daha önce almıştık ama yönlendirme konusunda da sıkıntı yaşamıştık. Yine son gün bir de baktık repharm.org açılıyorJBu haberi Serap’tan almıştım,gerekli her şeyi yapmıştım fakat bir yerde bir şeyleri atlıyordum galiba, açılmıyordu bir türlü.Aslında atamanın yapılması için zaman da gerekiyordu. Neyse ki sonunda olmuştu. Bir de Facebook uygulamamız vardı, onu da Microsite olarak yapıp, adresini Facebook applicaiton’a atarak hallettik. Tabi yine Micrositeyi de önce Azure’ye yükledik,ordan linkini Facebook’a attık. Facebook geliştirme kısmını da Serap arkadaşımız yaptı. Geliştirme kısmını bu şekilde hep beraber yapmış olduk ama tabi geliştirme dışında da bir çok işimiz vardı, her şeyi bizim yapıyor olmamız gerekiyordu. Tasarım konusu bizim en büyük problemimiz idi, çünkü ekipte tasarımdan anlayan kimse yoktu. Hepimiz az çok kodlama yapabiliyorduk ama tasarım yokJMalum tasarımsız da olmuyor. Saolsun Abdullah Ergeç arkadaşımızın tasarım konusunda çok emeği geçti. Photoshopta Metro UI tasarımları yaptı .Hatta bütün afiş,broşür,kartvizit ,3e katlamalı broşür,stand tasarımlarını da kendisi yaptı. Gerçekten çok emeği geçti,kendisine çok teşekkür ediyoruz. Bu projede çok çalışan ama resmiyette adı geçmeyen arkadaşımız idi.

Css ve Html5 konusunda da Mert Osman Başol arkadaşımız bize yardımcı oldu. Son anda hızır gibi yetişti ve tasarımlarımızı bayağı bir toparladı. O da yine bize çok yardımcı olan arkadaşlarımızdan. Video konusu da yine bizi çok uğraştıran alanlardan oldu. Türkiye finali için bir video hazırlamıştık.Dünya finalleri için de yeni bir video hazırlamamız gerekti, çünkü yukarda bahsettiğim şekilde  projemizin kapsamı çok değişti .Bunun için Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nde, Eskişehir kıyafet toplama biriminde ,okulumuzun medikosunda kısa filmler çektik. Unutmadan Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nde ve ona bağlı ilaç toplama birimindeki çalışanların yardımınlarını hiçbir zaman unutamayız. Bize her türlü yardımcı oldular, bu güzel insanlara yürekten teşekkürler. Repharm Projesinde onların da çok büyük katkısı oldu.

Projemiz ile Savronik’in proje yarışmasına da katıldık ,Savronik projemiz konusunda bize sponsorluk da yaptı. Yine Türkiye finalinden sonra da baskı ve diğer ihtiyaçlarımız konusunda da yardımcı oldular. Eskişehir’deki Ester Firması da projemizin gelişmesi konusunda ellerinden gelen çabayı gösterdiler.

Tabi proje mentörümüz Nihat Adar’dan da bahsetmeden geçemeyeceğimJRepharm projesinin en büyük kahramanlarından. Kendisi o kadar bilgili ve hani gün görmüş derler ya  gerçekten öyle bir insan .Biz Türkiye birincisi olmuşsak, Avustralya’da başarı elde etmişsek bu onun sayesindedir. Orijinal fikirleri ile bize yol gösterdi ve onun deyimiyle “farkındalık yaratmamızı” sağladı. Hem projeye dair hem hayata dair çok şey öğrendik Nihat Hocamızdan. Aramızdaki ilişki hoca-öğrenci ilişkisinin çok ötesinde geçti. Bazen içten içten kızıyorduk,çünkü çok zor beğendirebiliyorduk Nihat Hocaya  :) ”Şık değil,etik değil” diye diye her şeyi mükemmel yapmaya başladık  :)Nihat Hoca’nın bize öğrettiği bir başka kural: “Yalan söylemeyin ama eksik söyleyebilirsiniz” derdi bize hepJEmeklerini  hiç unutamam.

Bir de Microsoft Akademik programlar yöneticisi Mustafa Kasap hocamız var tabi,bizim Microsoft tarafındaki mentörümüz idi. Mustafa Hoca da zor beğenenlerdendi, Musatafa Hoca’nın ağzından olumlu bir şey duymak bizim en büyük mutluluğumuzdu. Ama hiç unutmam yarışmadan önceki son gece demo sunuş yaptık, “evet bu kez oldu” dedi :) Bize her konuda yardımcı olmaya çalışıyordu, onu da bıktırıyorduk bazen, ama ne yapalım yine de yüzsüzlük yapıp isteklerimizi dile getiriyorduk. Eğitimler,yazılımlar ve tabi ki yorumları ile projeyi geliştirmemize çok katkısı oldu.

Proje süresince bize  büyük ,küçük  katkısı olan  o kadar çok insan oldu ki…Yarışmaya, Avustalya’ya biz gittik,projeyi biz başlattık ama aslında geri planda Repharm projesinin birçok kahramanı var. Hepsine ayrı ayrı yürekten teşekkür ediyoruz…

Avustralya’da  geçirdiğimiz zaman benim için hayatımda en çok zevk aldığım,heyecanlandığım,üzüldüğüm,mutlu olduğum,yorulduğum anlardan oldu,kısacası bu sürede birçok duyguyu bir arada yaşadık. Projeye başladığımız andan itibaren gecemiz gündüzümüze karışmıştı, son zamanlarda ise geceyi okulda geçiriyorduk. Gitmeden önce halletmemiz gereken bayağı bir iş vardı.Takım elbise,ayakkabı almaktan tutun da kalem baskısı yapmaya kadar birçok işimiz vardı. Hani ne kadar erken başlasak da her şey son ana kalır ya biz de öyle oldu. Son günler kabus gibiydi. Sürekli listeler hazırlıyoduk, neler götürecez  ,aman bir şey unutmayalım diyorduk.Giderken 2 valiz proje malzememiz vardı :)

 

Bütün işleri hallettikten sonra yorgun argın bir şekilde Eskişehir’den İstanbul’a yola çıktık. Asıl yolculuk ise Avustralya’ya dünyanın diğer ucuna, hatta diğer yarım küreye oldu. Herhalde hayatımda bu kadar uzun bir uçak yolculuğu daha geçirmem .Singapore aktarması ile  toplamda 20 saate yakın uçak yolculuğu geçirdik.Singapore Airlines ile uçtuk,gerçekten çok konforlu idi,durmadan bişeyler ikram ediyorlardı,saolsun Microsoft hiç masraftan kaçınmadı,otel,uçak etkinlik herşey mükemmeldi.

Akşam saatlerinde Sidney’e vardık. Malum diğer yarımküre olduğu için orada kıştı. Yazın sıcağından bir anda kışa girmek de ayrı bir şok oldu. Tabi bunun yanı sıra bir de 7 saatlik zaman farkı .

Singapoer Airlines’ın tatlı hostesleri ile(kıyafetlerini çok beğenmiştim)