-

Imagine Cup 2012 Avustralya-4

Yarışma Günü:

Yarışma sabahı erkenden kalkıp hazırlanmaya başladık.Heyecanlı ve  telaşlı bir hazırlık süreci idi.İki bayan olarak aynı takım elbise ve ayakkabıları almıştık,erkek arkadaşlar da bizimle aynı renkte takım elbise almışlardı.Takım olarak uyumlu olalım diye çok uğraştık.Son günlerde çalışmaya ara verip takım elbise aramaya gidiyorduk,uzun uğraşlar sonunda aynı takım elbiseleri bulmayı başarmıştık :)Benim içimde bir bayram sabahı mutluluğu ve heyecanı vardı.Çocukluğumdaki bayram günleri gibi; hepimiz yeni elbiseler ve ayakkabılar giymiştik,en güzel şekilde görünmek için elimizden geleni yapmıştık.Takımları da giyince heyecan iyice arttı :)Götüreceğimiz malzemeleri defalarca kontrol ettik.

Sonunda konferans salonunu gittik.Bizim sunum sıramız sonlara doğru idi,saat 7 civarlarındaydı.Bayağı da işimiz vardı aslında,standımızı hazırlamamız gerekiyordu.Herkese bir stand,lcd ekran ayırmışlardı,standın kendi tasarımı vardı aslında ama biz öncesinden strand ölçülerini ve gerekli bilgileri almıştık,standımız için özel tasarım hazırlamıştık.slaytımızdan görseller ve logonun birleşimi olan güzel bir tasarım yapmıştık.Herkes standımıza hayran kaldı.Hiç bir grup stand için özel hazırlık yapmamıştı.En ufak ayrıntıyı bile düşünmüştük.Tasarımları döşemek bayağı bir zaman aldı,yapışkanları tutturmak,hizalamasını yapmak için çok uğraştık.Stand malzemelerini yerleştirdik.Standımızda ziyaretçilerimiz için;baskılı kalemler,3 katlamalı broşür,herbirimizin ayrı kartvizitleri,rozet,afişler vardı.Gelenlere projemizi anlatırken malzemelerimizden de veriyorduk.Stand tasarımımızda animasyonlar,resimler de vardı, böylece gelenlere standan sunum yapıyorduk.Ayrıca lcd ekrandan demolarımızı da gösteriyorduk.Mustafa Hocamız saolsun kendisi ile developer wp7 telefın getirmişti.Bu telefon sayesinde telefondan yaptığımız demoyu ekranda da yapabiliyorduk.Emülatorden yapmak gps verisini alırken falan sıkıntılı olabiliyordu.Telefondan demomu yaparken gelenler de ekrandan demoyu seyredebiliyordu.Bu şekilde telefonla demo yapmamız da bayağı ilgi çekti,hatta özellikle gelip bunu ekranda nasıl görebildiğimizi bile soranlar oluyordu.Standımız hem tasarımı ile dikkat çekiyordu hem de proje gelenlere ilginç geliyordu,çok fazla soru geliyordu proje ile ilgili.İnsanlarla konuşmaktan çenem ağrımıştı o gün :)

Bu arada sunumu da tekrar tekrar okuyorduk,çok iyi hazırlanmıştık.Artık yürürken, yemek yerken bile Serap ile sunumu tekrarlıyorduk.Zaman geçtikçe heyecan artıyordu ama zaman geçmiyordu.Biara standın altında uyuya kaldığımı hatırlıyorum.Hem çok yorulmuştum hem de heyecanlıydım.

Hani kulis dedikoduları derler ya ,favori takımmışız falan gibi söylentiler duyuyorduk.Bu arada önemli bir gelişme daha standın ilk gününde  Microsoft geliştirme bölümü genel başkan yardımcısı Walid Abu-Hadba standımızı ziyaret etti.Ona sunum yaptık,meteryallerimizden verdik,standdan hoşnut ayrıldı.Zaten çok az standı gezmiş diye duyduk.

Vee sunum vakti geldi çattı,kader anı….Sunum odasına geçtik.İlk turda içerde seyirciler olmuyordu.4 jüri üyesi,Türkiye’den gelen gazetecilerimiz,Mustafa Hocamız,Nihat Hocamız ve başka gazeteciler vardı odada.Sunuma başlamadan,jüriler için hazırladığımız setleri önlerine koyduk.

Sunuma Serap başladı,Serap çok heyecanlandı,canım benim kağıtların sırasını falan karıştırdı başlangıçta, ama bu durum çok sürmedi,durumu hemen toparladı.Ondan sonra ben sunacaktım,onu öyle heyecanlı görünce ben de panik oldum ama bir yandan da kendimi yatıştırmaya çalışıyordum.Seraptan sonra ben devam ettim ve bütün gücümü topladım,bana göre fena sayılmazdı sunumum,jürinin gözlerinin içine bakıyordum,anlatırken onları etkilediğimizi,ilgiyle sunumu dinlediklerini,duyduklarını şaşırdıklarını fark edebiliyordum.Benim sunumumdan sonra Vahap web demosu yaptı ,ben mobil demo yaptım ve facebook uygulama demosunu da yaparak sunumumuzu tamamlamış olduk.Neredeyse hiç hatasız tamamladık sunumu,daha önce yaptığımız demoları da dahil edecek olursak en iyi sunumumuzu yaptık diyebilirim.Varan2: soru-cevap,en can alıcı noktalardan biri.O ana kadar herşey çok iyi gidiyordu aslında,herşey olumlu gibiydi.Soru cevap kısmında da soruların tamamını ben cevapladım,sorular genel olarak beklediğimiz sorulardı,daha önce hazırlığını yapmıştık.Jüride  bir Fransız vardı,o biraz fazla geldi üstümüze.Güvenlik konusunda biraz sıkıştırdı.Aslında buna da hazırlık yapmıştık Windows Azure kullanıyorduk,güvenliği dünyaca kanıtlanmış bir teknoloji aslında.Azure ve ssl sertifikalardan bahsettim ama pek tatmin olmadı ve sürekli bunun türevi olan sorular sordu.Aslında çok soru sormaları iyi,merak ettiklerinden soruyorlar, bu ilgi gösterdiklerine de işarettir.Böylece sunumumuz da tamamlanmış oldu.

Aynı gece ilk 20yi açıklayacaklardı.Akşam yemeğinden sonra açıklamaya başladılar.Biz kendimize garanti gözü ile bakıyorduk aslında.Her bir grubu çağırdıklarında içimden birşeyler kopuyordu,bundan sonra bizi çağıracaklar derken 20 kişi doldu.Hiç beklemediğimiz bir sonuç oldu ve ilk 20ye girememiştik.Çok şaşırdım,hani derler ya herşey film şeridi gibi gözümün önünden geçti.Bu proje için neler yaptığımız,uykusuz geceler,araştırma yaparkenki taban şişmeleri,bazen aç kalmalar…..herşey geliyordu aklıma.Şaka gibiydi,hocalarımız  teselli etmeye çalışıyordu ama ne fayda…..Çok kötü bir durumdu gerçekten,çaresizdik,elimizden geleni yapmıştık ama olmamıştı.Artık bu gerçeği değiştiremiyorduk maalesef.Herşeyi unutmaya çalışıp mutsuz bir şekilde yattık o gece.

Yazı dizisi devam edecek…

Imagine Cup 2012 Avustralya-3

Yarışma organizasyonu Sidney’in en büyük konferans merkezi olan Convention Center’da oldu. Otelimiz konferans merkezine çok yakındı. Aradaki meşhur Darling Harbour ve gidiş yolu ve şehrin belli noktalarına Imagine Cup bayrakları asılmıştı. Onları görünce daha da heyecanlanıyorduk ve bu hazırlıklar bizim için yapılmış hiss,i mutluluk veriyordu :)İlk gün sabah erkenden konferans merkezine gidip kayıt yaptık.Bize orda t-shirt,çanta,kalem vs. gibi hediyeler verdiler. Sunum yapacağımız yeri ve stand alanlarını gezdik. Takımların çoğu oradaydı.Repharm baskılı t-shirtlerimizi giyerek gitmiştik.Bayağı bir röportaj yapıldı bizimle,ekibimiz çok ilgi çekiyordu.Daha öncedenprojemizi öğrenmiş olarak geliyordu kimileri. Imagine cup tahtasını herkes birşeyler yazıyordu biz de projemizin logosunu çizdik tahtaya.

 

İlginç ilginç resimler çektik.Bağırdık,şarkılar söyledik,insanlarla tanıştık.O gün en eğlenceli günlerdendi. Her şeyi çok güzel organize etmişlerdi.

Repharm sloganını seslendirirken:

Röportajımız:

Akşamında açılış yemeği ve ceremony vardı. Çok ihtişamlı bir salonda Imagine Cup 2012’nin açılışını hep beraber yaptık. Sanki televizyondan izliyor gibiydim. Ortam çok hareketli ve eğlenceliydi. Açılış Avustralya Başbakanının hoşgeldiniz konuşması,Microsoft Avustralya’nın yöneticileri ve devamında Microsoft geliştirme bölümü genel başkan yardımcısı Walid Abu-Hadbanın konuşması,Akademik programlar yöneticisi Moorthy Uppaluri’nin konuşması,geçen senenin birincisinin konuşması ile devam etti. Orada olduğum ve onları dinleme fırsatına sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissettim. Hepsinin söylediği ortak bir şey vardı “Imagine Cup is  not the end,Imagine Cup is beginning” ve şu cümleler hoşuma gitmişti “Look at your right,look at your left ;new Bill Gates is right here in this room”. Bu  gecede bizi o kadar yücelttiler ki nerdeyse  havalara uçacaktık :)Dünyadaki en zeki,en yaratıcı insanları, dünyayı değiştirecek insanlar bu odada bir araya gelmiş…. gibisinden konuşmalar yapıyorlardı. Veee gecenin sonunda mutlu haber bize bütün yarışmacılara Nokia Lumia 800,Windows Phone 7 telefon vereceklerini açıkladılar, tabi inanamadık, çok sevindik. Projemizi geliştirmek üzere Nokia sponsorluğunda bir Wp7 telefonumuz vardı,Wp7 geliştirmesini de ben yapıyordum, duygusal bir bağlılık oluşmuştu aramızda telefonla :)Yarışma sonunda ayrılacaktım telefondan ama bize o telefonun aynısından verince havalara uçtum. Artık uygulamalarımı kendi telefonumda görebiliyorum.İnanılmaz bir zevk, yarışma sponsorumuz Nokia’ya burdan şükranlarımızı iletiyoruz:Hemen ceremony bitiminde de telefonlarımızı aldık.Bu mutlu haberle günü sonlandırmış olduk :)

Yarışmadan önceki son gece idi bu gece,vee biz heyecandan yerimizde duramıyorduk ,aklıma geldikçe karnıma sancılar giriyordu.Otele döndükten sonra da son olarak vereceğimiz setleri hazırladık(içinde proje raporu,broşür,a3 afişler,stand malzemleri,bayraklar,baskı kalemler, ve rozetler vardı).Odada toplanıp Mustafa Hocamız ve Nihat Hocamıza demo sunuşlar yaptık.Son sunumumuzu çok iyi yaptığımızı ben de hissettim, keza Mustafa Hoca çok beğendi, çok gelişme kat ettiğimizi söyledi. Sonrasında demo soru-cevap yaptık ,muhtemel soruları hocalarımız bize sordular biz de cevapladık,olabilecek herşeyi tartıştık. Sonra hocalarımız yoğun ısrarı üzerine odalarımıza dağıldık, yarın dinç olmamız gerektiğini söylüyorlardı, ondan önceki gecelerde de hep gesaate kalıyorduk, bayağı yorgunduk.

Yazı dizisi devam edecek…

Imagine Cup 2012 Avustralya-2

Sidney’de 1. Gün:

Sidney’e akşam saatlerinde vardık, aslında diğer gruplara göre biraz erken gitmiştik.Sabahında boş bir günümüz vardı, henüz etkinlik başlamamıştı.

Boş günümüzü Nihat Hocamız ile birlikte  Sidney’i turlayarak geçirdik. Kombine bilet alarak Wild Life Animal,Aquarium ve Sydey Tower’ı gezdik.İşte o gün kangrular ve koalalar ile tanıştığım gün oldu.Normalde hayvanları sevmem ama çok şirinlerdi :)Hele kangrular çok tatlı zıplıyorlardı,insanın arkasından zıplayası geliyordu :)Bu gittiğimiz hayvanat bahçesinde daha çok yerel hayvanlar vardı.Bir de akvaryuma gittik,daha önce hiç gitmemiştim akvaryuma.Köpek balıkları,değişik cinste deniz hayvanlarını gördük.Camdan bir tünelde yukardan balıkların suda süzülüşlerine şahit olduk, çok keyifli idi.Sidney Eye Tower’a giderken Mustafa Hocamız da bize katıldı,300 metre yükseklikten Sidney’in ihtişamını izledik. Gün sona erdi otele dönüp geç saate kadar sunuma hazırlandık,prova yaptık.Heyecanla yarışma gününü belkiyorduk,o yorgunluktan sonra uyku çok tatlı gelmişti.

 

Yazı dizisi devam edecek…..

Imagine Cup 2012 Avustralya-1

Imagine Cup 2012 Software Design kategorisinde Türkiye’de birinci olarak Repharm projemiz ile Avustralya’da dünya finallerine katıldık.Bu seneki dünya finalleri Avustralya’nın Sidney şehrinde  6-10 Temmuz tarihlerinde 75 farklı ülkeden, 72 si Software Design kategorisi olmak üzere 106 takımın katılımı ile gerçekleşti.

Türkiye finallerinde 1. Olduktan sonra, sorumluluğumuz daha da artmıştı. Artık Türkiye’yi temsilen yarışacaktık, bu yüzden elimizden gelenin en iyisini yapmalıydık. Türkiye finaline kadar  geçen süreçte projemizin kapsamı ilaçlardı, sistemimiz ilaç geri dönüşümünü destekliyordu. Aslında biz bir geri dönüşüm olayı gerçekleştiriyorduk, dedik ki madem biz geri dönüşüm yapabiliyoruz o zaman aslında biz her şeyin geri dönüşümünü yapabiliriz diye bir fikir oluştu. Bu düşünce de Repharm Projesi için bir dönüm noktası oldu. Bundan sonra her şey tamamen değişti, projeyi yeniden yapmak zorunda kaldık. Artık statik bir yapı değil de generic bir yapıya ihtiyacımız vardı. İstediğimiz her şeyi geri dönüştüyor olmamız gerekiyordu. En başta veri tabanımız değişti, veri tabanı generic bir yapıya kavuştu. Tabi bizim generic yapıyı nasıl oluşturabileceğimize dair hiçbir fikrimiz yoktu, bu noktada proje mentörümüz Nihat Adar Hocamızın engin bilgilerinden faydalanmış olduk. Vahap, Nihat Hocamız ile çalışarak, veri tabanı mimarisini oluşturdu. Tabi web ve mobil uygulamalar da komple  değişmiş oldu. Windows Phone7 uygulamasını da ben geliştiriyordum. Uygulama kendi konumumuza en yakın ilaç toplama birimlerini veriyordu. Mobil uygulamayı da yeni veri tabanına uyarladım ve farklı modüller de ekledim. İlaç(ya da diğer geri dönüştürülen bütün nesnelerin) arama modülü ekledim, aranan ilacın hangi birimde kaç tane olduğunu, birim ile ilgili ayrıntılı bilgi alma gibi modülleri de ekledim. Beni en çok zorlayan kısım ise karekod okuma ile iligli kısım oldu. Windows Phone7 ile karekod okuma ile ilgili çok kaynak bulamadım, Microsoft Tag teknolojisi ile yapmaya çalıştım fakat henüz onun için bir kütüphane gelişmemişti. Uzun bir süre araştırdım, bir çok insana sordum. Son olarak açık kaynak kütüphaneler ile karekodu okutabilmeyi başardım. Karekodu okuduğu gün yaşadığım mutluluğu tarif edememJDemoları da Nokia’nın bize verdiği telefon üzerinde yapıyordum. Microsoft,bizim ile Bilge Adam arasında iletişim kurdu. Windows Azure ve Windows Phone7 konularında BilgeAdamdan yardım  ve eğitim aldık. Windows Phone7 uygulamasını geliştirirken Bilge Adam Ankara şubesinden Mahmut Can Sözeri hocamızdan yardım aldım. Kendisine yardımlarından dolayı şahsım ve ekibim adına tekrar teşekkür ediyorum. Böylece mobil uygulamayı tamamlamış oldum. Bu arada mobil uygulamanın tasarımı konusunda MSP arkadaşlarımdan Fevzi Yılmaz yardım aldım.Tabi son zamanlara kadar da uygulama ile uğraşıyor durumdaydım,Nihat Hocaya her yaptığımı gösterdiğimde yeni bir şey daha ekleniyorsuJ. Phone uygulamsında yaptığım ,haritada birim bulma, olaylarının aynısını bir de web uygulamamız için Silverlight ile yaptım.

Projedeki bir başka rolüm de Windows Azure konusu oldu. Daha önce Azure ile ilgili hiç tecrübem olmamıştı.Bir süre kendim uğraştım,Daron Yöndemin makalelerinden kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalıştım ama işin içinden çıkamadım :)Yine Bilge Adam’dan İbrahim Atay hocamızdan Windows Azure konusunda eğitim aldık.

Projemizi Azure platformuna deploy etmemiz gerekiyordu.Bir de phone uygulamasını fiziksel telefonda çalıştırabilmemiz için servislerinin de webde tutulması gerekiyordu.Bunu da servisleri Azure’ye yükleyerek halletmiş oldum. Son güne kadar da Azure deploy etme ile ilgili sorunlar yaşadım :)Stresten karnıma kıramplar giriyordu, olmayacak sunumda bir yerde patlayacak diye çok korkuyordum. Bu konuda Microsoft Türkiye’den hocalarımızdan da sürekli yardım alıyordum, sorunlarımızı çözmeye çalışıyorduk. Azure’ye yüklemek de yetmedi tabi, Azure kendisi bir domain adresi veriyordu,ama bizim istediğimiz  “repharm.org” olması idi. Domain adını daha önce almıştık ama yönlendirme konusunda da sıkıntı yaşamıştık. Yine son gün bir de baktık repharm.org açılıyorJBu haberi Serap’tan almıştım,gerekli her şeyi yapmıştım fakat bir yerde bir şeyleri atlıyordum galiba, açılmıyordu bir türlü.Aslında atamanın yapılması için zaman da gerekiyordu. Neyse ki sonunda olmuştu. Bir de Facebook uygulamamız vardı, onu da Microsite olarak yapıp, adresini Facebook applicaiton’a atarak hallettik. Tabi yine Micrositeyi de önce Azure’ye yükledik,ordan linkini Facebook’a attık. Facebook geliştirme kısmını da Serap arkadaşımız yaptı. Geliştirme kısmını bu şekilde hep beraber yapmış olduk ama tabi geliştirme dışında da bir çok işimiz vardı, her şeyi bizim yapıyor olmamız gerekiyordu. Tasarım konusu bizim en büyük problemimiz idi, çünkü ekipte tasarımdan anlayan kimse yoktu. Hepimiz az çok kodlama yapabiliyorduk ama tasarım yokJMalum tasarımsız da olmuyor. Saolsun Abdullah Ergeç arkadaşımızın tasarım konusunda çok emeği geçti. Photoshopta Metro UI tasarımları yaptı .Hatta bütün afiş,broşür,kartvizit ,3e katlamalı broşür,stand tasarımlarını da kendisi yaptı. Gerçekten çok emeği geçti,kendisine çok teşekkür ediyoruz. Bu projede çok çalışan ama resmiyette adı geçmeyen arkadaşımız idi.

Css ve Html5 konusunda da Mert Osman Başol arkadaşımız bize yardımcı oldu. Son anda hızır gibi yetişti ve tasarımlarımızı bayağı bir toparladı. O da yine bize çok yardımcı olan arkadaşlarımızdan. Video konusu da yine bizi çok uğraştıran alanlardan oldu. Türkiye finali için bir video hazırlamıştık.Dünya finalleri için de yeni bir video hazırlamamız gerekti, çünkü yukarda bahsettiğim şekilde  projemizin kapsamı çok değişti .Bunun için Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nde, Eskişehir kıyafet toplama biriminde ,okulumuzun medikosunda kısa filmler çektik. Unutmadan Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nde ve ona bağlı ilaç toplama birimindeki çalışanların yardımınlarını hiçbir zaman unutamayız. Bize her türlü yardımcı oldular, bu güzel insanlara yürekten teşekkürler. Repharm Projesinde onların da çok büyük katkısı oldu.

Projemiz ile Savronik’in proje yarışmasına da katıldık ,Savronik projemiz konusunda bize sponsorluk da yaptı. Yine Türkiye finalinden sonra da baskı ve diğer ihtiyaçlarımız konusunda da yardımcı oldular. Eskişehir’deki Ester Firması da projemizin gelişmesi konusunda ellerinden gelen çabayı gösterdiler.

Tabi proje mentörümüz Nihat Adar’dan da bahsetmeden geçemeyeceğimJRepharm projesinin en büyük kahramanlarından. Kendisi o kadar bilgili ve hani gün görmüş derler ya  gerçekten öyle bir insan .Biz Türkiye birincisi olmuşsak, Avustralya’da başarı elde etmişsek bu onun sayesindedir. Orijinal fikirleri ile bize yol gösterdi ve onun deyimiyle “farkındalık yaratmamızı” sağladı. Hem projeye dair hem hayata dair çok şey öğrendik Nihat Hocamızdan. Aramızdaki ilişki hoca-öğrenci ilişkisinin çok ötesinde geçti. Bazen içten içten kızıyorduk,çünkü çok zor beğendirebiliyorduk Nihat Hocaya  :) ”Şık değil,etik değil” diye diye her şeyi mükemmel yapmaya başladık  :)Nihat Hoca’nın bize öğrettiği bir başka kural: “Yalan söylemeyin ama eksik söyleyebilirsiniz” derdi bize hepJEmeklerini  hiç unutamam.

Bir de Microsoft Akademik programlar yöneticisi Mustafa Kasap hocamız var tabi,bizim Microsoft tarafındaki mentörümüz idi. Mustafa Hoca da zor beğenenlerdendi, Musatafa Hoca’nın ağzından olumlu bir şey duymak bizim en büyük mutluluğumuzdu. Ama hiç unutmam yarışmadan önceki son gece demo sunuş yaptık, “evet bu kez oldu” dedi :) Bize her konuda yardımcı olmaya çalışıyordu, onu da bıktırıyorduk bazen, ama ne yapalım yine de yüzsüzlük yapıp isteklerimizi dile getiriyorduk. Eğitimler,yazılımlar ve tabi ki yorumları ile projeyi geliştirmemize çok katkısı oldu.

Proje süresince bize  büyük ,küçük  katkısı olan  o kadar çok insan oldu ki…Yarışmaya, Avustalya’ya biz gittik,projeyi biz başlattık ama aslında geri planda Repharm projesinin birçok kahramanı var. Hepsine ayrı ayrı yürekten teşekkür ediyoruz…

Avustralya’da  geçirdiğimiz zaman benim için hayatımda en çok zevk aldığım,heyecanlandığım,üzüldüğüm,mutlu olduğum,yorulduğum anlardan oldu,kısacası bu sürede birçok duyguyu bir arada yaşadık. Projeye başladığımız andan itibaren gecemiz gündüzümüze karışmıştı, son zamanlarda ise geceyi okulda geçiriyorduk. Gitmeden önce halletmemiz gereken bayağı bir iş vardı.Takım elbise,ayakkabı almaktan tutun da kalem baskısı yapmaya kadar birçok işimiz vardı. Hani ne kadar erken başlasak da her şey son ana kalır ya biz de öyle oldu. Son günler kabus gibiydi. Sürekli listeler hazırlıyoduk, neler götürecez  ,aman bir şey unutmayalım diyorduk.Giderken 2 valiz proje malzememiz vardı :)

 

Bütün işleri hallettikten sonra yorgun argın bir şekilde Eskişehir’den İstanbul’a yola çıktık. Asıl yolculuk ise Avustralya’ya dünyanın diğer ucuna, hatta diğer yarım küreye oldu. Herhalde hayatımda bu kadar uzun bir uçak yolculuğu daha geçirmem .Singapore aktarması ile  toplamda 20 saate yakın uçak yolculuğu geçirdik.Singapore Airlines ile uçtuk,gerçekten çok konforlu idi,durmadan bişeyler ikram ediyorlardı,saolsun Microsoft hiç masraftan kaçınmadı,otel,uçak etkinlik herşey mükemmeldi.

Akşam saatlerinde Sidney’e vardık. Malum diğer yarımküre olduğu için orada kıştı. Yazın sıcağından bir anda kışa girmek de ayrı bir şok oldu. Tabi bunun yanı sıra bir de 7 saatlik zaman farkı .

Singapoer Airlines’ın tatlı hostesleri ile(kıyafetlerini çok beğenmiştim)