-

Erasmus ekibi ile Litvanya Gezintisi(Trip to Lithunaian Seasides)

    Erasmus’da olduğum süre boyunca sanırım teknik konularda yazmaya pek fırsatım olmayak gibi görünüyor:)(bölüm açısından pek olumlu olmasa da bu dönem gezmeye biraz daha fazla zaman ayıracakmışım gibi görünüyor:))


            Zamanım ve Türkçem yettiğince Erasmus süresince yaşadıklarımı,gözlemlerimi,maceralarımı kişisel sayfamda paylaşmak istiyorum(biraz günlük misali olacak ama olsun……) 

          Bu haftasonu Erasmus öğrencileri ile Iro’nun(International Relation Office) düzenlediği “Trip to  Lithunaian Seaside”  gezisine katılma şansına sahip oldum.Cumartesi sabahı  2 otobüs ile yola çıktık.Bizim bindiğimiz otobüs 2 katlı otobüstü.Çocukluğumdan beri  hep 2 katlı otobülere binmeyi  istemişimdir(çok mahsum ve gerçekleştirilmesi çok zor olmayan bir hayal olsa da gerçekleşmemişti şimdiye kadar:)),bu ilikimi de Erasmus ile yaşadım.Arkadaşlarla otobüsün üst katının en önünü kaptık,önümüz apaaçık olduğu için  harika manzaraları izleme imkanına sahip olduk.Rotamız  Kaunas-Panemunė – Ventės Ragas – Klaipėda – Kuršių Nerija-Nida şeklinde idi.İlk gün Vilnius’dan başlayarak Klaipeda’ya kadar geze geze gittik,otele vardığımızda saat 9 olmuştu.İlk günkü yolculuğumuz boyunca Litvanya köylerini gördüm ev yapıları,doğası çok hoşuma gitti.Köylerinden birinin görüntüsünü sizle de paylaşmak istiyorum:

       İlk olarak Raudondvaris (red manor)   denen Kaunas’a yakın bir yerde durduk orada Festival vardı,Havest Autumn Festival-mevye sebze toplama zamanı bitince yaptıkları bir festival imiş,Geleneksel Litvan giyim-kuşamı;festivalden bir görüntü:



            ormanda biraz gezinti yaptıktan   sonra castle of Raudonė(Raudone kalesi)  gezdik,doğası muhteşemdi, hertaraf yemeyeşil idi,gerçi Litvanya’nın her tarafı  ormanla kaplı,oksijenden çarpılacam diye korkuyorum biara; malum alışkın değiliz bukadarına:)Kale 33 metre yüksekliğinde idi,kaleden görünen manzara büyüleyiciydi,Nemunas Nehri ve yeşilin kombinasyonu;castle of Raudonė’den birkaç kare:


        Raudone kalsinden sonra  Rambynas Dağına çıktık,dağ diyorum ama Türkiye’de ona “tepecik” bile  denilmez,Litvanya düz bir coğrafi yapıya sahip olduğu için yükseltileri de dağ olarak adlandırıyorlar,otobüsle dağın zirvesine çıktık,aşağısında yaklaşık 10 dakika kadar inilen ahşap merdivenler vardı,merdivenleri bitirince Nemunas Nehrine vardık,bir de merdivenlerin çıkması vardı ki bayağı yorucu idi.Ama dağın tepesindeki manzar müthişti,işte o müthiş manzaralar:




Vee ogün içinde en çok beğendiğim yer-Ventės Ragas – bird ringing station(Türkçeye kuş cenneti olarak çevrilebilir)Binlerce çeşit kuşun olduğu ve kuşlarla ilgili araştırmaların yapıldığı bir yer idi,ayrıca Baltic denizini gördüğümüz ilk yerdi,daha doğrusu Curonian Lagoon(lagün-yani denizin bir parçasının kara ile çevrilmesi sonucu oluşan yapı).Ayrıca bi bilgi daha eklemek istiyorum:Curonianlar Litvanya’da yaşamış bir etnik grup  imiş.Lagünün biraz dah netleşmesi için bu haritaya göz atabilirsiniz:




       Burada dünyada kuş sesi çıkarmada 1. ve 2. olan amcalarla tanıştık,bize kuşlardan,göç yollarından falan bahsettiler biraz.Dünyada kuş sesi çıkarmada 1. olan amca 7000 çeşit kuş sesi çıkarabiliyormuş.Ayrıca o gün benim içn bir ilk daha gerçekleşti:Bikaç kişi seçip ellerine  kuş veriyorlardı,bana da vermek istediler ilk başta korktum ama amca ısrar edince alıverdim,hayatımda ilk defa kuşu elime aldım,o elimde çırpındıkça içim titriyordu:)sonra kuşları özgür bıraktık,ben memleketime uçurdum…….

Kuş cennetinden birkaç güzel kareyi sizle paylaşayım:



      Böylece O günkü gezimizi bitirmiş olduk,akşam 8 9 gibi Klaipeda’ya vardık,otele yerleştik ve zaman kaybetmeden:) şehirde turlamaya başladık.Litvanya’nın 3. en büyük şehri olan Klaipeda turistik bir yerdir ,yazları turist akınına uğruyormuş,.Ama bizim gezdiğimiz gece sokaklar boşboştu,şehir çok sessizdi,mevsimden kaynaklı galiba.Old town’da biraz gezindik,yapılar çok güzeldi.Klaipeda’dan üstte bahsettiğim gibi Curonian Lagoon geçiyor(kapalı deniz).
Geceyi Amberson Otelinde geçirdik,otelimiz Klaipeda’nın en güzel oteli imiş,baya lüx bir yerdi:)
            Sabah 9da tekrardan buluştuk ve artık Baltic denizindenki gezitinlere başlamanın zamanı gelmişti(benim sabırsızlıkla beklediğim kısım).İlk olarak feribot ile karşıya geçtik,yani lagünün karşı tarafına geçmiş olduk .Witches’ Hill, unique Parnidis sand dune in Nida   olarak tanımlanan tepeye tırmandık,Otobüsten inip yürümeye başladığımız zaman,adeta çölü andıran bir sahada yaklaşık 15 dakika kadar yürüdük,sonrasında denizi görebileceğimizi hiç tahmin etmezdim.Bu kısa yolculuğun sonunda uçurumun aşağısında Baltic denizi görünüyordu,bir tarafta da ormanlık alan ,çok güzel bir kombinasyondu,manzalar harikaydı.Dayanamayıp ayakkabılarımı çıkardım,kumda yürüdüm,çok zevkliydi.Baltic denizinin kumu da Türkiye’dekilere göre çok farklıydı,beyaz şeffaf bir görüntüsü vardı.
İşte bahsettiğim harika manzaralar:






       Bir de size Amber taşından bahsetmek istiyorum:Amber taşı sadece Baltic denizinden çıkan,çok değrli yani pahalı bir taştır.Doğal ve işlenmiş şekillerini gördük.Geçen sene gelen arkadaşlar Klaipedaya giderseniz ordan mutlaka amber taşı alın diye özellikle tembihlemişlerdi ,orda daha ucuz olur demişlerdi.Gerçekten çok güzeldi,takılar yapılmıştı,tabi ben de tahmin edebileceğiniz gibi  kendime ve arkadaşlarıma hediye amber taşından yapılma aksesuarlar aldım.Bir de amber taşı ile ilgili en çok şaşırdığım şeylerden bir tanesi de bazı taşların içinde böceklerin olması idi,içinde böcek olması doğal hali imiş.
Şöyle amber taşından manzaralar:



Gezimizin son ksımında Nida’ya vardık.Nida ile ilgili de birkaç bilgi vereyim:Litvanya’nın şehirlerinden olan Neringa’ya bağlı olan Nida kasabası,Unesco tarafından korumaya alınmış,kumulu ile ünlü,Curonion  Spit olarak adlandırılan bölgenin en önemli kısımlarındandır.
Kasaba turistik bir yerdir ve çok güzel villalar inşa edilmiştir,orada 2 saat geçirdik fakat doyamadık.Sahilden,denizden taş topladık,sahil boyunca gezdik…Bu güzellikleri görebildiğim için kendimi gerçekten çok şanslı hisettim……..
Ve son olarak beni büyüleyen sizinle de paylaşmak istediğimi birkaç kare:


Hayatım boyunca unutamayacağım güzel birkaç gün geçirdim,bu iki gün boyunca hava okadar güzeldi ki,Litvanya da ilk defa böyle güzel hava gördük.

Gözlemlediğim kadarıyla paylaşmaya çalıştım,umarım eğlenceli bir yazı olmuştur…………………..



Derya Gündüz

Windows’da Disk Bölme İşlemi

Benim ihtiyaç duyduğum gibi siz de zaman zaman  diskinizi parçalara bölüp,birbirinden bağımsız işlerde kullanamak isteyebilirsiniz.Bu işlemleri şuan kullandığım işletim sistemi olan Windows Vista üzerinden resimler yardımıyla anlatmaya çalışacağım,birkaç basit işlemden sonra diskiniz parçalara bölünmüş olacaktır ve istediğniz şekilde kullanabileceksiniz:

          ilk başta   bilgisayarımda iki tane disk var,biri işletim sistemimin kurulu olduğu disk,diğeri de E diski,E diskini ikiye bölüp birini yükleyeceğim programları kurmak için kullanmak istiyorum.
        Bu işlemi başlatmak için Bilgisayarım/ters tıkla/Yönet diyorum:çıkan menüden Disk Yönetimi/bölmek istediğin disk ters tıkla/Birimi Küçült

Küçültmek istediğiniz miktarı yazdıktan sonra Küçült seçeneğini tıklayınız.Tıkladıktan sonra küçülttüğünüz miktar kadarı ayrılmış olyor fakat bunu biçimlendirmek gerekecektir.Ayrılmış ve harfi olmayan birimin üzerine gelip ters tıkla/Yeni basit birim seçeneği tıklanır

Gerisi Windowsun genel kurulum mantığındaki Next Next gibidir.

Diske verilecek harf seçilir

Son aşamaya da Son dedikten donra,biçimlendirme işlemi başlayacaktır

Biçimlendirme işlemi için bir süre beklemeniz gerekecektir ,bu süre yaklaşık 4-5 dakika kadardır

Birim küçültme işlemi sonlandıktan sonra,E diski,D ve E olmak üzere iki parçaya ayrılmış oldu.

İşte son hali:

Disk bölme işlemi,tamamen aynı olmasa bile windowsun diğer işletim sistemlerinde yaklaşık olarak bu şekildedir.

DERYA GÜNDÜZ

Siz de Bilyaz.com da Yazar olmak ister misiniz?

Merhabalar Arkadaşlar,
Benim de yöneticilik yaptığım sitemiz bilyaz.com ,yazılım,programlama,bilgisayar teknolojileri üzerine  görsel eğitim sunan,makaleler yayınlayan bir  sitedir.Eğer isterseniz siz de bu ailenin bir elemanı olabilir,paylaşımlarda bulunabilirsiniz.Böyle bir düşüncesi olan arkadaşlar bana(iletişim bilgilerim blogumda mevcut) ya da Tahir Mutlu’ya(iletisim@bilyaz.com) kendilerinden kısace bahseden bir maille beraber böyle bir talepte bulunabilirler.

İyi çalışmalar…..


DERYA GÜNDÜZ

Erasmus Günlüğüm…..

               Geleli 20 gün oldu ve uzun zamandır yazmadığımın farkına vardım,özlediğimi itiraf etmek istiyorum:)

 Günlerimin nasıl geçtiğinden kısaca bahsetmek istiyorum.Gelişim ve ilk günlerim bayağı problemli olmuştu.Bütün aksiliklerin beni bulduğunu düşünüyorum o günlerde kötü bir psikoloji idi.Okuyan arkadaşlar ne oldu diye merak etmiş olabilirler anlatacak çok şey var ama okuyucularımı sıkmak istemiyorum oyüzden şöyle  bikaçını anlatayım.Türkiye’den Litvanya’ya Letonya uçak aktarmalı gelecektim normalde,aktarma yapılacak uçakta arıza çıkmış daha küçük bir uçak kullanacakları için herkesi alamıyacaklarmış,şanslı olarak da beni  ve bizim okuldan daha önce tanışmadığım arkadaşlardan 2 kişiyi seçmişler:)Türkiye’den çıktığımın ilk gününde hiç bilmediğim bir ülkede  havaalanında çaresiz  kaldım,valizleri almak sonra otobüsü bulmak işkenceydi.Lİtvaya’ya otobüsle geldik,gece yarısı vardıkYağmurlu,yorucu ve stresli bir gece idi.Sonra gelir gelmez bilgisayarıma bi haller oldu,çöktü,facebookumu kapatmışlar, çok sonra açabildim,2 gün boyunca ailemi arayacak telefon bulamadım,herkese telefon kartı verdiler,uçak faciasından dolayı mentörümle  görüşemediğim  için alamamıştım .Mentörüm ingilizce bilmiyormuş:)Kısmet işte….Öyle birkaç kötü günden sonra işler biraz daha yoluna girmeye başladı.Oda arkadaşım Çek Cumhuriyet’in,ilginç bir şahsiyet,kör topal geçiniyoruz.
Biraz güzel şeylerden bahsedeyim.
      İlk 10 gün oryantasyon haftası idi,bizi gezilere falan götürdüler:Vilniusu’un içini gezdik,Litvaya’nın başka şehirlerine gittik:Trakai,Kernave,oyunlar oynadık,dünyanın her yerinden erasmus öğrencileri var,onlarla tanışıp kültürlerini tanıma fırsatına sahip oluyorum.Güzel bir oryantasyon haftası oldu,Litvaya’yı kültürünü tanımamıza yardımcı oldular bu süreçte.Sonra da bizi azat ettiler,artık herşeyi kendimiz yapmak zorunda kaldık:okula nasıl gidecem,çarşıdan yurda nasıl dönerim,market nerde,ekmek almalıyım ve benzeri ve benzeri,yani yeni bir yaşantıya alışma aşamaları işte.Ama çok zorlanmadım şahsen,yol hafızamın falan çok kötü olduğunu düşünüyordum fakat,diğer arkadaşlarla karşılaştırınca çok da kötü olmadığımı anladım,gücümün farkına vardım:)
       Türkiye’den gelen arkadaşlarla buranın bir şehrine gezi düzenledik,kendi başımaıza trene atlayıp günü birlik Kaunas’a gittik:Turist olmanın keyfine vardık:elimizde harita sora sora gezdik.Vize problemimiz de olmadığı için Finladiya’ya bilet aldık,Polonya’ya da gitmeyi düşünüyoruz,bu haftasonu da okulun düzenlediği gezi ile  Baltic denizinin kıyısına gideceği.Gelmişken diğer ülkelere de gitmek  istiyorum.Finlandiya,Polonya,İsveç,Belçika,Almanya,Çek Cumhuriyeti,Letonya,Estonya gitmeyi planladığım ülkeler arasında.Zaten çoğunda da ya akrabam ya da bir arkadaşım falan var.
        Okul da başladı bu ara hangi dersleri alacağıma falan karar vermeye çalışıyorum,yaklaşık 2 haftadır denemek için birçok derse girdim ,bazısını beğenmeyip dersin yarısında kaçtım,bazısından vazgeçtim.Bakalım dersleri neyapacaz,pek zor olmayacağını düşünmüştüm fakat,her dersin labı var,ödev falan veriyorlar,biraz zorlayacak gibi sanki dersler.
      Şimdi de Avrupa’da ve Litvanya ile ilgili  bana çok farklı gelen birkaç şeyi sıralamak istiyorum:
–Hayatımda hiç görmediğim kadar sarışın ve yeşil gözlü insanı birarda gördüm , bir de hepsi birbirine benziyor sanki:)
–Hayatımda ilk defa bukadar sarhoş insanı birarda görüyorum,içkinin kokusunun nekadar rahatsız edici olduğunun farkına vardım.Burada içki çok ucuz,insanlar da su yerine içki tüketiyorlar;yaş ,cinsiyet,statü,ırk ayrımı olmadan gece gündüz içiyorlar,çantalarında içki taşıyıp susadıkları zaman da içiyorlar:)
–ilk defa domuz etinin o tiksinç,iğrenç kokusunu duydum,hayatımda duyduğum en kötü koku.Burdaki insanlar domuz etini çok tüketiyorlar,hemen hemen bütün ürünlerinin içinde domuz eti var.Biz de  bir şey alacakken çok dikkatli davranmaya çalışıyoruz.
–Sebzelerinin hiç tadı yok,patlicanı taneyle alıyoruz,biberi ise hiç alamadık bile:)Karpuz kavunu yarım yarım satılıyor.Biberler de 3erli paketlerde satılıyor.
–Bana en ilginç gelen şeylerden bir tanesi de tuvaletlerde su olmamsı,geçen sene gelen arkadaşlar söylemişti de hayal edememiştim,gerçekten de Avrupa’da hiç bir tuvalette su yokmuş.ayrıca temizlik anlayışları da  çok farklı.
–Halkı çok asık suratlı,kimse gülümsemiyor bile.Çocukları bile çocuk değil sanki.Bi parkın önünden geçerken dikkatimi çekmişti:çocuğun  biri oyuncağa binmiş,oyuncak onu havaya fırlatıyor,ama çocuğun suratında  sevinç,korku,heyecan hiç bir ifade yok,bizde olsa çığlık çığlığa,’anneee bakkk’ gibi bişeyler olurdu enazından.Gülemenin ne demek olduğunu görmemiş  çocukcağız kimseden:)
–burdaki insanların yaşam tarzları,ahlak anlayışları çok farklı.İnsan hayatında din,ahlak,etik gibi değrler olmayınca nasıl bir yaşantı sürebileceklerini gözlemledim burda.
–Ama Avrupa insanın şu yönünü takdir ettim,çok tasvip edilecek bir yaşantıları olmasa da başka yaşantılara,düşüncelere  karşı çok saygılılarSenin bir şeyden hoşlanmadığını anladıkları zaman,sana onu yapmazlar ve hor gözmezler.Sanırım bizde eksik olan da bu.
       Herşeye rağmen Erasmus olmak güzel bir duygu,daha şimdiden ufkum çok açıldı,hayata bakış açım değişiyor,değişik yaşantılar,çok farklı kişilikler tanıma şansına sahip oluyorum,
Avrupa’nın diğer ülkelerine gitme oraları da görme şansım olacak.
Aklıma gelenler şimdilik bunlar.Bakalım bu Erasmus’da daha neler görecez,neler öğrenecez.Emin hayata,insanlara dair daha çok şey öğrenerek ayrılacam  burdan.
Birkaç kareyi de sizinle paylaşmak istiyorum:
   oyunlardan sonra son gün elimize Erasmus’sun E sine boyadılar
            Trakai gezisinde bu dönemin Erasmus öğrencileri ile
oryantasyon haftasından:8 kişilik bir grup idik,elimize verdikleri resimdeki yeri bulmaya çalışıyorduk,yeri bulunca o yerle fotoğraf çekinmek gerekiyordu.Eğlenceli bir oyundu.

DERYA GÜNDÜZ