-

MIS Eğitimi-Başarılı bir Elevator Pitch(Asansör Görüşmesi)

Galatasaray Üniversitesi MIS eğitiminin ikinci haftasında Ali Şir Olgaç “ICT ve Satış” konusu ile tecrübelerini bizimle paylaştı. Sunumunu çok faydalı ve keyifli buldum, eğitimden çok kısa bir bölümü aktarmak isterim.

Biraz hocamızdan bahsedecek olursam;4 sene Galatasaray Üniversitesi’nde akademisyen olarak görev yapmış, akademisyenliğin kendisine çok uygun olmadığını düşünerek sektörde çalışmaya başlamış. Son 14 senedir Orange Business Services şirketinde çalışıyor , Mühendis olarak girdiği şirkette şuan Türkiye Genel Müdür Yardımcısı, Satış tarafında görev yapıyor. Mühendislikten sonra aynı şirkette teknik taraftan satışa geçmiş. Bu da ilginç geldi bana doğrusu, zamanla kendi yeteneklerinin satışa daha uygun olduğunu görmüş ve genel müdür yardımcısı olmasından anlıyoruz ki başarılı da olmuş :)

Konuya ICT den başladık, ICT; Information Communication Technologies in kısaltmasıdır. Satış, pazarlama aslında hayatımızın her alanında vardır. Ali Bey’in de dediği gibi aslında hayatımızın her alanında kendimizi bir şekilde pazarlıyoruz, iş ararken, ikili ilişkilerimizde  ya da çocuğumuza iyi ahlakı pazarlıyoruz, iyi yönlerini gösterip benimsemesini sağlıyoruz.

Başarılı bir elevator pitch nasıl olur üzerine konuştuk ve simülasyon yaptık. Daha önce elevator pitch duymuştum ama nasıl olması gerektiği konusunda çok da fikrim yoktu. Türkçeye çevirisi asansör görüşmesidir. “Çok kısa bir vaktin var yatırımcıya/yöneticine fikrini aktaracaksın, bu kısa sürede en düzgün biçimde nasıl ifade edilir”, şeklinde özetleyebiliriz.

Bunun nasıl başarılı olabileceği ile ilgili hocamız bir kaç madde sıralamıştı:

  • Kendinizi tanıtma ile başlayın,
  • Esas konuya odaklanın,
  • İşin jargon kısmını çok kullanmayın, en sade şekilde anlatın,
  • Bir hikaye ile bağdaştırın,
  • Hedef kitlesi kim olacak,
  • Daha detaylı konuşmak üzere bir randevu alın ya da o kadar etkili anlatın ki görüştüğünüz kişi sizi davet etsin.

Konuya kendimizi tanıtmakla girmemiz gerekirmiş; kimiz, ne iş yapıyoruz gibi. Konuştuğumuz kişinin ajandasını iyi bilmek, takip etmek gerekiyormuş; örneğin asansörde yakaladığımız kişi bir CTO(Chief Technology Officer) ise anlatacağımız konuyu teknolojik ihtiyaçlarla bağdaştırabiliriz ya da CFO(Chief Finance Officer) ise ilgilendiği konu cost reduction (maliyet düşürmek) dir, önereceğimiz çözümün  maliyeti ne kadar azaltacağına odaklanabiliriz gibi. Fikrimizle ilgili hikayeyi konuştuğumuz kişinin ajandasına göre şekillendirmeliyiz.İşin jargonundan uzak durmalıyız, örneğin  anlattığımız konu projemizde ihtiyaç duyduğumuz bir ürün ise teknik terimlerden uzak durmamız gerekir, çünkü  konuştuğumuz kişi teknik biri olmayabilir. Hikayeyle birlikte problemin ne olduğunu ve bizim önerdiğimiz çözümün ne olduğunu ve dahası nasıl etkileri olacağını söylemek gerekir. Tabi bütün bunları söylemek için çok kısıtlı bir vaktimiz var :) Öyle etkileyici anlatmalıyız ki daha biz randevu istemeden o bizi davet etmeli :) çağırmıyorsa da kendi ayıbı,biz yine de randevu istemeliyiz :)

Bu Tren de (Asansör :) )her zaman gelmez, treni kaçırmamak gerekir…

 

 

Maximum Kart Artık Müze Kart Olarak Kullanılabiliyor….

Eski iş yerim olan Tursab-Mtm İş Birliği’nden ayrılmadan önce İş Bankası kredi kartı olan Maximum kartlarının müze kart olarak kullanılması ile ilgili çalışma yapmıştık.Turnike olan yerlerde turniklerden geçiş hakkı sağlanıyor, diğer müze ve örenyerlerinde ise turnike ve gprs poslar ile geçiş hakkı sağlanıyor. Ben bu projeye turnike uygulamasında geliştirme yaparak katkıda bulundum.Daha önce yazdığım blog yazımda böyle bir çalışmadan lansman gerçekleşmediği için banka ismi vermeden bahsetmiştim :)

18.02.2013′de, yani dün Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy’un yaptıkları basın açıklaması ile bu entegrasyon duyuruldu.Lansman İş Kule 41. katta gerçekleşti.Lansmana İş Bankası,Ingenico,Tursab,Mtm’den yöneticiler katıldı.Lansmana ben de davet edildim.Çalışmalarına katıldığım bir projenin bu şekilde duyurulması  beni ayrıca onurlandırdı.

WP_20130218_005

 

WP_20130218_035

Ntv’nin çekimleri,hep siz mi başkalarını çekeceksiniz biraz da biz sizi çekelim :)

WP_20130218_010

Peki kartların kullanımı ne şekilde, merak edenler için biraz bahsedeyim.Her Maximum kart sahibi senede 30 günlük periyodu kapsayacak şekilde ,bu süre ilk kullanım tarihinde başlamış olur,her müzede ücretsiz iki geçiş hakkına sahiptir ve bu hak her sene yenilenir.Sonuç olarak;Maximum kart sahipleri kartlarını senede 30 gün boyunca müze kart olarak  kullanma hakkına sahip oldular.Güzel değil mi :)…Ben de Maximum kart sahibi olarak şahsım adına bu iş birliğine seviniyorum :)

WP_20130218_011

Veee işte projenin reklam filmi:)))


Imagine Cup 2012 Avustralya-1

Imagine Cup 2012 Software Design kategorisinde Türkiye’de birinci olarak Repharm projemiz ile Avustralya’da dünya finallerine katıldık.Bu seneki dünya finalleri Avustralya’nın Sidney şehrinde  6-10 Temmuz tarihlerinde 75 farklı ülkeden, 72 si Software Design kategorisi olmak üzere 106 takımın katılımı ile gerçekleşti.

Türkiye finallerinde 1. Olduktan sonra, sorumluluğumuz daha da artmıştı. Artık Türkiye’yi temsilen yarışacaktık, bu yüzden elimizden gelenin en iyisini yapmalıydık. Türkiye finaline kadar  geçen süreçte projemizin kapsamı ilaçlardı, sistemimiz ilaç geri dönüşümünü destekliyordu. Aslında biz bir geri dönüşüm olayı gerçekleştiriyorduk, dedik ki madem biz geri dönüşüm yapabiliyoruz o zaman aslında biz her şeyin geri dönüşümünü yapabiliriz diye bir fikir oluştu. Bu düşünce de Repharm Projesi için bir dönüm noktası oldu. Bundan sonra her şey tamamen değişti, projeyi yeniden yapmak zorunda kaldık. Artık statik bir yapı değil de generic bir yapıya ihtiyacımız vardı. İstediğimiz her şeyi geri dönüştüyor olmamız gerekiyordu. En başta veri tabanımız değişti, veri tabanı generic bir yapıya kavuştu. Tabi bizim generic yapıyı nasıl oluşturabileceğimize dair hiçbir fikrimiz yoktu, bu noktada proje mentörümüz Nihat Adar Hocamızın engin bilgilerinden faydalanmış olduk. Vahap, Nihat Hocamız ile çalışarak, veri tabanı mimarisini oluşturdu. Tabi web ve mobil uygulamalar da komple  değişmiş oldu. Windows Phone7 uygulamasını da ben geliştiriyordum. Uygulama kendi konumumuza en yakın ilaç toplama birimlerini veriyordu. Mobil uygulamayı da yeni veri tabanına uyarladım ve farklı modüller de ekledim. İlaç(ya da diğer geri dönüştürülen bütün nesnelerin) arama modülü ekledim, aranan ilacın hangi birimde kaç tane olduğunu, birim ile ilgili ayrıntılı bilgi alma gibi modülleri de ekledim. Beni en çok zorlayan kısım ise karekod okuma ile iligli kısım oldu. Windows Phone7 ile karekod okuma ile ilgili çok kaynak bulamadım, Microsoft Tag teknolojisi ile yapmaya çalıştım fakat henüz onun için bir kütüphane gelişmemişti. Uzun bir süre araştırdım, bir çok insana sordum. Son olarak açık kaynak kütüphaneler ile karekodu okutabilmeyi başardım. Karekodu okuduğu gün yaşadığım mutluluğu tarif edememJDemoları da Nokia’nın bize verdiği telefon üzerinde yapıyordum. Microsoft,bizim ile Bilge Adam arasında iletişim kurdu. Windows Azure ve Windows Phone7 konularında BilgeAdamdan yardım  ve eğitim aldık. Windows Phone7 uygulamasını geliştirirken Bilge Adam Ankara şubesinden Mahmut Can Sözeri hocamızdan yardım aldım. Kendisine yardımlarından dolayı şahsım ve ekibim adına tekrar teşekkür ediyorum. Böylece mobil uygulamayı tamamlamış oldum. Bu arada mobil uygulamanın tasarımı konusunda MSP arkadaşlarımdan Fevzi Yılmaz yardım aldım.Tabi son zamanlara kadar da uygulama ile uğraşıyor durumdaydım,Nihat Hocaya her yaptığımı gösterdiğimde yeni bir şey daha ekleniyorsuJ. Phone uygulamsında yaptığım ,haritada birim bulma, olaylarının aynısını bir de web uygulamamız için Silverlight ile yaptım.

Projedeki bir başka rolüm de Windows Azure konusu oldu. Daha önce Azure ile ilgili hiç tecrübem olmamıştı.Bir süre kendim uğraştım,Daron Yöndemin makalelerinden kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalıştım ama işin içinden çıkamadım :)Yine Bilge Adam’dan İbrahim Atay hocamızdan Windows Azure konusunda eğitim aldık.

Projemizi Azure platformuna deploy etmemiz gerekiyordu.Bir de phone uygulamasını fiziksel telefonda çalıştırabilmemiz için servislerinin de webde tutulması gerekiyordu.Bunu da servisleri Azure’ye yükleyerek halletmiş oldum. Son güne kadar da Azure deploy etme ile ilgili sorunlar yaşadım :)Stresten karnıma kıramplar giriyordu, olmayacak sunumda bir yerde patlayacak diye çok korkuyordum. Bu konuda Microsoft Türkiye’den hocalarımızdan da sürekli yardım alıyordum, sorunlarımızı çözmeye çalışıyorduk. Azure’ye yüklemek de yetmedi tabi, Azure kendisi bir domain adresi veriyordu,ama bizim istediğimiz  “repharm.org” olması idi. Domain adını daha önce almıştık ama yönlendirme konusunda da sıkıntı yaşamıştık. Yine son gün bir de baktık repharm.org açılıyorJBu haberi Serap’tan almıştım,gerekli her şeyi yapmıştım fakat bir yerde bir şeyleri atlıyordum galiba, açılmıyordu bir türlü.Aslında atamanın yapılması için zaman da gerekiyordu. Neyse ki sonunda olmuştu. Bir de Facebook uygulamamız vardı, onu da Microsite olarak yapıp, adresini Facebook applicaiton’a atarak hallettik. Tabi yine Micrositeyi de önce Azure’ye yükledik,ordan linkini Facebook’a attık. Facebook geliştirme kısmını da Serap arkadaşımız yaptı. Geliştirme kısmını bu şekilde hep beraber yapmış olduk ama tabi geliştirme dışında da bir çok işimiz vardı, her şeyi bizim yapıyor olmamız gerekiyordu. Tasarım konusu bizim en büyük problemimiz idi, çünkü ekipte tasarımdan anlayan kimse yoktu. Hepimiz az çok kodlama yapabiliyorduk ama tasarım yokJMalum tasarımsız da olmuyor. Saolsun Abdullah Ergeç arkadaşımızın tasarım konusunda çok emeği geçti. Photoshopta Metro UI tasarımları yaptı .Hatta bütün afiş,broşür,kartvizit ,3e katlamalı broşür,stand tasarımlarını da kendisi yaptı. Gerçekten çok emeği geçti,kendisine çok teşekkür ediyoruz. Bu projede çok çalışan ama resmiyette adı geçmeyen arkadaşımız idi.

Css ve Html5 konusunda da Mert Osman Başol arkadaşımız bize yardımcı oldu. Son anda hızır gibi yetişti ve tasarımlarımızı bayağı bir toparladı. O da yine bize çok yardımcı olan arkadaşlarımızdan. Video konusu da yine bizi çok uğraştıran alanlardan oldu. Türkiye finali için bir video hazırlamıştık.Dünya finalleri için de yeni bir video hazırlamamız gerekti, çünkü yukarda bahsettiğim şekilde  projemizin kapsamı çok değişti .Bunun için Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nde, Eskişehir kıyafet toplama biriminde ,okulumuzun medikosunda kısa filmler çektik. Unutmadan Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nde ve ona bağlı ilaç toplama birimindeki çalışanların yardımınlarını hiçbir zaman unutamayız. Bize her türlü yardımcı oldular, bu güzel insanlara yürekten teşekkürler. Repharm Projesinde onların da çok büyük katkısı oldu.

Projemiz ile Savronik’in proje yarışmasına da katıldık ,Savronik projemiz konusunda bize sponsorluk da yaptı. Yine Türkiye finalinden sonra da baskı ve diğer ihtiyaçlarımız konusunda da yardımcı oldular. Eskişehir’deki Ester Firması da projemizin gelişmesi konusunda ellerinden gelen çabayı gösterdiler.

Tabi proje mentörümüz Nihat Adar’dan da bahsetmeden geçemeyeceğimJRepharm projesinin en büyük kahramanlarından. Kendisi o kadar bilgili ve hani gün görmüş derler ya  gerçekten öyle bir insan .Biz Türkiye birincisi olmuşsak, Avustralya’da başarı elde etmişsek bu onun sayesindedir. Orijinal fikirleri ile bize yol gösterdi ve onun deyimiyle “farkındalık yaratmamızı” sağladı. Hem projeye dair hem hayata dair çok şey öğrendik Nihat Hocamızdan. Aramızdaki ilişki hoca-öğrenci ilişkisinin çok ötesinde geçti. Bazen içten içten kızıyorduk,çünkü çok zor beğendirebiliyorduk Nihat Hocaya  :) ”Şık değil,etik değil” diye diye her şeyi mükemmel yapmaya başladık  :)Nihat Hoca’nın bize öğrettiği bir başka kural: “Yalan söylemeyin ama eksik söyleyebilirsiniz” derdi bize hepJEmeklerini  hiç unutamam.

Bir de Microsoft Akademik programlar yöneticisi Mustafa Kasap hocamız var tabi,bizim Microsoft tarafındaki mentörümüz idi. Mustafa Hoca da zor beğenenlerdendi, Musatafa Hoca’nın ağzından olumlu bir şey duymak bizim en büyük mutluluğumuzdu. Ama hiç unutmam yarışmadan önceki son gece demo sunuş yaptık, “evet bu kez oldu” dedi :) Bize her konuda yardımcı olmaya çalışıyordu, onu da bıktırıyorduk bazen, ama ne yapalım yine de yüzsüzlük yapıp isteklerimizi dile getiriyorduk. Eğitimler,yazılımlar ve tabi ki yorumları ile projeyi geliştirmemize çok katkısı oldu.

Proje süresince bize  büyük ,küçük  katkısı olan  o kadar çok insan oldu ki…Yarışmaya, Avustalya’ya biz gittik,projeyi biz başlattık ama aslında geri planda Repharm projesinin birçok kahramanı var. Hepsine ayrı ayrı yürekten teşekkür ediyoruz…

Avustralya’da  geçirdiğimiz zaman benim için hayatımda en çok zevk aldığım,heyecanlandığım,üzüldüğüm,mutlu olduğum,yorulduğum anlardan oldu,kısacası bu sürede birçok duyguyu bir arada yaşadık. Projeye başladığımız andan itibaren gecemiz gündüzümüze karışmıştı, son zamanlarda ise geceyi okulda geçiriyorduk. Gitmeden önce halletmemiz gereken bayağı bir iş vardı.Takım elbise,ayakkabı almaktan tutun da kalem baskısı yapmaya kadar birçok işimiz vardı. Hani ne kadar erken başlasak da her şey son ana kalır ya biz de öyle oldu. Son günler kabus gibiydi. Sürekli listeler hazırlıyoduk, neler götürecez  ,aman bir şey unutmayalım diyorduk.Giderken 2 valiz proje malzememiz vardı :)

 

Bütün işleri hallettikten sonra yorgun argın bir şekilde Eskişehir’den İstanbul’a yola çıktık. Asıl yolculuk ise Avustralya’ya dünyanın diğer ucuna, hatta diğer yarım küreye oldu. Herhalde hayatımda bu kadar uzun bir uçak yolculuğu daha geçirmem .Singapore aktarması ile  toplamda 20 saate yakın uçak yolculuğu geçirdik.Singapore Airlines ile uçtuk,gerçekten çok konforlu idi,durmadan bişeyler ikram ediyorlardı,saolsun Microsoft hiç masraftan kaçınmadı,otel,uçak etkinlik herşey mükemmeldi.

Akşam saatlerinde Sidney’e vardık. Malum diğer yarımküre olduğu için orada kıştı. Yazın sıcağından bir anda kışa girmek de ayrı bir şok oldu. Tabi bunun yanı sıra bir de 7 saatlik zaman farkı .

Singapoer Airlines’ın tatlı hostesleri ile(kıyafetlerini çok beğenmiştim)

 

 

Imagine Cup 2012 Yarışmasında 1. Olduğumuz Projemizde Takip Ettiğimiz Adımlar

Merhaba arkadaşlar,

Çok uzun zamandır üzerinde çalıştığımız ve benim de ekip elemanı olduğum projemiz Microsoft’un Imagine Cup 2012 Yarışmasında Türkiye 1. si oldu.Türkiye finalleri 13 Nisan’da Microsoft Türkiye ofisinde gerçekleşti.Tüm hayatım boyunca unutamayacağım bir heyecan ve paha biçilmez bir mutluluk  yaşadım.

Ekip elemanları:

Derya Gündüz,Serap Şen,Bedrettin Sümer,Abdulvahap Demir ve proje mentörümüz Yar.Doç.Dr. Nihat Adar.

Projemiz ile uğraşırkenki aşamaları sizlerle paylaşmak istiyorum:

Yarışmaya Katılma Fikri:

Yaklaşık 1 senedir projemizin çalışmalarını sürdürüyoruz.Geçen sene şuanki ekibimiz ile Microsoft Türkiye’ye Imagine Cup final sunumlarını seyretmeye gitmiştik.Final sunumlarını seyrettikten sonra  yarışmaya biz de katılalım diye karar vermiştik.

Geçen sene çektiğimiz fotoğraf:

Fikrimizin Hikayesi:

Yarışmaya katılma fikrinden sonra Imagine Cup yarışması için en önemli husus olan “fikir bulma” aşamasında bayağı bir zaman harcadık.Tüm yazımızı fikir araştırma ile geçirdik.Değişik değişik fikirler buluyoruz ya hocalarımız çürütüyor ya da birilerimiz tatmin olmuyordu.Ekip arkadaşlarımızdan Bedrettin ile Vahap arkadaşlarımız doktor arkadaşları ile sohbet ederken ilaçların israf olduğu ile ilgili konuşma yapıyorlar.Fikir burada doğmaya başladı.Bizimle paylaştılar,biz de neler yapabileceğimiz tartıştık.İlaç israfını engellemek için çok farklı şeyler düşündük fakat mevcut teknolojiler ile bunları yapabilmemiz mümkün değildi.Biz de şuana kadar ilaç israfını engellemek için neler yapılmış diye araştımaya başladık.Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’ne gittik.Fikrimizi paylaştık, onlar da Eskişehir’de böyle bir birimin bulunduğunu söylediler.İlk başta biraz bozulduk açıkçası:)Düşündüğün birşeyi birilerinin gerçekleştirmiş olması hiç hoş bir durum değil.Eskişehir’deki birime gidip incelemeler,araştırmalar yaptık.Gördük ki tabiri caizse çok ilkel çalışıyorlar.Birimde hiçbir teknoloji kullanılmıyor,verileri elle excele giriyorlar ve insan gücü çok fazla kullanılıyor.Her gidişimizde kutu kutu ilaçlar masanın üzerinde duruyor, bunları sisteme geçirmek günlerini alıyor.İşte bu noktalarda bize iş düştüğüne karar verdik.Yaptığımız araştırmalarda bu birimin sadece Eskişehir’de olduğunu gördük,yaygınlaştırma ve duyurma konusunda da teknolojiden faydalanabileceğimize karar verdik.

Eskişehir ilaç toplama biriminden manzaralar:

 

Fizibilite Çalışmaları:

Fikir şekillendikten sonra çeşitli ön çalışmlar yaptık.Anket düzenledik.Yaptığımız anket ile insanların Eskişehir’deki birimlerden haberdarlığını ölçtük ve böyle bir projeyi nasıl değerlendireceklerini saptadık.

Eskişehir ilaç toplama biriminden onların kendi istatisik ve diğer verilerini aldık.Bu veriler projemizin şekillenmesinde çok etkili oldu.

Requirement Analizler:

Yaptığımız anket ve analizler sonucunda nelere ihtiyaç duyduğumuz ve ne yapmamız gerektiği şekillenmiş oldu.Bunların sonucunda neler gerektiğini hangi bölümde(web ayağı,mobil tarafı gibi) ne yapmamız gerektiğini belirledik.Bu sayede proje ilerledikçe başta belirlediğimiz requirement analizlerin nekadarını gerçekleştirdiğimizi de izleme imkanına sahip olduk.

Veritabanı çalışmları:

Veritabanı için Uml diagramları,er diagramları çizdik.Veritabanını da sonrasında oluşturduk.

Web sitesi:

Web tarafımız iki bölümden oluştu asp.net ve silverlight tarafları.

Mobil uygulama:

Windows Phone 7 uygulamamızı yaptık.

Reklam-Broşür:

Halkı bilinçlendirmek için dağıltılmak üzere ve final sunumlarında verilmek üzere kırlangıç,a3 afiş,3e katlamalı afişler ve kartvizitler hazırladık.

İşte çalışmalarımızın örnekleri:

Video:

Yarışmaya başvurabilmek için video hazırlamamız gerekiyordu.Video işlerinden anlayan arkdaşlarımıızın da yardımıyla,kısa film tadında bir video hazırladık.Çok uğraştık ama seyrederkenki zevk yorgunluğunu unutturdu.İşte videomuz:

 

Projemizi yaparken yukarda belirttiğim sırayı takip ettik,yarışmaya katılma fikri olan arkadaşlar için faydalı bir yazı olmuştur umarım.

İşte Hayatımızı Değiştiren 10 Teknoloji

İnternetten Bilişim haberlerini okurken şöyle bir haber gözüme çarptı,paylaşmak istedim.

Son yıllarda internet teknolojisinde yaşadığımız muazzam gelişimler öylesine hızlı ki nasıl bir değişim içinde olduğumuzu bile fark etmekte zorlanıyoruz.
Bir zamanlar bilimkurgu filmlerine konu olabilecek hayat biçimleri artık sıradan bir günün parçası oluverdi. Daha birkaç sene önce hayret ettiğimiz bazı yeni teknolojiler bugün nostaljik oldu.
Değişen web teknolojileri sadece sanal hayatımızı değil gerçek hayatımızı da etkiliyor.
 Son 10 yılda hayatımızı değiştiren teknolojiler:

1) Wi-Fi
2) Web tarayıcıları
3) Web arama motorları
4) VoIP
5) Web 2.0
6) Sosyal medya
7) e-bankacılık ve e-ticaret
8) Akıllı telefonlar
9) Mobil internet
10) Tablet bilgisayarlar
  

DERYA GÜNDÜZ

BİLİŞİM HABERLERİ-Bilişim’in ilk 500’ü açıklandı(TARAF GAZETESİ)

Bilişim alanında faaliyet gösteren firmaların 2009 net satış gelirleri baz alınarak hazırlanan İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması’nda Türk Telekom birinci, Turkcell ikinci sırada yer aldı .

Bilişim 500 Araştırması’na bu yıl toplam 93 yeni firma girdi. Araştırmada daha önce de yer alan firmaların birçoğu pazardaki daralmaya rağmen 2009 performanslarıyla dikkat çekti. Sıralamada, 200 basamağın üzerinde yükselen firma sayısı üç, 100 basamağın üzerinde yükselen firma sayısı yedi ve 50 basamağın üzerinde yükselen firma sayısı ise 45 oldu.


İlk 10’daki şirketler konumlarını korudu

Bilişim şirketleri arasında ilk 10’a giren şirketler yine yerlerini korudu. 10 milyar 568 milyon 461 bin TL ciroyla Türk Telekom birinci, 8 milyar 936 milyon 400 bin TL ciroyla Turkcell ikinci, 2 milyar 539 milyon 717 bin TL ciroyla Vodafone üçüncü ve 2 milyar 504 milyon 38 bin TL ciroyla Avea da dördüncü oldu. Araştırmada beşinci sırada 2 milyar 51 milyon 824 bin TL cirosuyla KVK yer aldı. Genpa 1 milyar 694 milyon 310 bin TL ciroyla altıncı, İndeks Bilgisayar 1 milyar 87 milyon 422 bin TL ciroyla yedinci, Hewlett-Packard 952 milyon 884 bin TL ciroyla sekizinci oldu. Geçen sene dokuzuncu sıraya yerleşen Teknosa 875 milyon 595 milyon TL ciroyla sıralamadaki yerini korudu. 10’uncu sırada ise 800 milyon 593 bin TL ciro ile Digitürk yer aldı. Sabit telefon hizmetindeki alternatif operatör sıralamasında ise Superonline birinci oldu. Aynı zamanda son üç yılda cirosunu 66,5 milyon TL’den 237,5 milyon TL’ye çıkartarak ve araştırmada son üç yılda 39 basamak yükselerek 31’inci sırada yer alma başarısını gösteren Superonline, son 3 yılda en iyi performans gösteren bilişim şirketi oldu.

Yazılım pazarı büyüyor

Bilişim pazarındaki daralmaya rağmen yazılım pazarı yüzde 5.6 oranında bir büyüme kaydetti. Özellikle doküman yönetimi yazılımı pazarı, yüzde 40’ın üzerindeki büyümeyle dikkat çekti. 2009 yılında yüzde 11’lik büyüme ile hizmet pazarı en fazla büyüyen pazar grubu oldu. Hizmet pazarı altında değerlendirilen, dış kaynak kullanımı pazarı yüzde 40 büyüyerek hizmet sektörünün performansındaki en büyük etkenlerden biri oldu. 2009 yılında en fazla daralma yüzde 19.8’le BT donanımı pazarında oldu. Telekom donanımı ve taşıyıcı hizmetler pazarındaki daralma ise yüzde 15 civarında yaşandı. Araştırma sonuçlarına göre, bilişim pazarı 2009’da dolar bazında yüzde 12.6 daralarak 24.6 milyar dolar oldu. Pazarın 2010 sonunda ise, yüzde 6.5 oranında büyüyerek 26.2 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor.


HABER KAYNAĞI:TARAF GAZETESİ-04.07.2010 


DERYA GÜNDÜZ

BİLGİSAYAR TEKNOLOJİLERİ ALANINDAKİ MESLEKLER YILIN EN İYİLERİ SEÇİLDİ

CNNMoney.com’un 2009′da yaptığı “Dünyanın En İyi Meslekleri” araştırmasında bilgisayar teknolojileri alanındaki meslekler en üst sıralarda yer aldı.On yıllık büyüme potansiyeli ,yıllık ortalama gelir ve istihdam hacmi kriterleri göz önüne alınarak seçilen bu mesleklerin arasında Sistem ve Ağ,Yazılım ve Veritabanı,Web ve Grafik,Teknik Çizim  ve 3D Tekonlojileri ile Bilgisayarlı Muhasebe ve SAP Finans Uzmanlığı göze çarpıyor….
HABER KAYNAĞI:BilgeAdam Gazetesi

DERYA GÜNDÜZ